Kayıtlar

Birkaç Karalama

 Nasılsınız Romalılar ! (İlk paragraf aralık 2021'e ait olup aynı şekilde bıraktım) Biliyorum, iki aydan fazla bir süreç oldu. O büyük ilgi ve dikkatinizi 3 aydır mahrum ederek sizi kendime susattığım için büyük özürler dilerim. Bu uzun sürede hangi kutsal amaçla sizi kendimden mahrum ettiğimi sorarsanız okul ve akademik işleri rayına oturtmaya çalıştığımı söyleyebilirim. Oturtmaya çalışıyorum diyorum çünkü istediğim anlamda bir mükemmellikte ilerlemiyor ama kimin ilerliyor ki değil mi? Bunun dışında keyif olarak cumartesileri eğlenmekle ve üç biradan sonra duygusal çöküntülere girmekle geçiriyorum ki beni twitter platformundan takip edenler üç aşağı beş yukarı bunlara şahid olmuştur. Bir şeylerin arayışı içindeyim. Kendimi üçüncü sınıf 90'ların yarı pop yarı arabesk şarkılarında boğaza karşı 80'lerde moda olan güneş gözlüğü takan bir dayının duygusallıkları içinde yaşıyorum. Kendimi sanki uhulu kartonlu yapılan bir ödevde sonradan eklenen bir parça gibi amacına yapay ve ay...

Güncelleme

 Nasılsınız Romalılar ! Buraya kaç aydır bir şey yazmadığımın farkındayım. Burayı düzenli takip etmişlerin malumu üzere eski hayatım o kadar iyi değildi. Akademi, iş hayatı, aşk hayatı hepsi ayrı ayrı vuruyordu. Lakin son 2 hafta içinde hayatımda mühim bir değişiklik oldu; iş başvurusunda bulunduğum 100 yerden biri beni kabul etti. Sonunda hiçbir şeyin ilerlemediği ve kaldıkça delirmeye yüz tuttuğum yerden, evimden ayrılıp belki bazı şeylerin ilerleyebileceği yerlere gidebilecektim. Sonunda bazı şeylerin yoluna gitme konusunda ilk adımı atacaktım. Mutlu olmalıydım değil mi ? Asıl sorun biraz burada aslında. Kendimi mutludan veya mutsuzdan çok içi boş bir hissiyat içindeyim. Omuzlarımdan kanatlar çıkmıyordu(ki kilomu düşünürsek beni ancak uçak motoru paklar.). Sanırım buda ulaşmak istediğim şeyden hala uzak olduğu içindir. Belki o konuma ulaşınca bu hissimde bir değişiklik olmayacak. Yani size çocukca gelebilir ki normaldir zira buraya birazda çocukca hislerimi ve görüşlerimi kusmak...

Tarihten Ne Öğrendim

Bilen bilir ben lisansımı Trakya Ünivetsitesi Tarih Bölümünden aldım. Şuan hala Kırklareli Üniversitesinde Yüksek Lisans yapmaktayım. Tez yılımın sonundayım ama nasıl geçtiğini ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Burada bahsetmek istediğim konu bu kadar eğitimden sonra tarih bölümünde aldığım eğitim sonucunda insanlık vetoplum hakkında ne öğrendiğim. Başta haddim olmadan bu bölüme girerken küçük umutlarla geldim -ki bence insanın en büyük hadsizliği yaşamakla ilgili olumlu bir şey düşünmeye kalkmaktır- sonuçta yaşadığım yerin en kötü okullarından birinde sınıfta adam akıllı üniversiteye geçen ilk kişiyim. Biraz haddim olmadan mutluluk ve gururun getirileri ile çeşitli planlar oluşturmuştum kafamda. İşte sevdiğim bir insan bulacak, bir yerlerden işim gücüm olacak, kendi düzenim olacaktı. Neyse o konulara girmeyeyim iki planımı da elime yüzüme bulaştırdım her zaman yaptığım gibi. Konuya dönmek isterim. Okulda aktif olarak ders almadan önce bir dönem buradakilerin çoğu gibi Turancı bir kimliğ...

Ahlat Ağacı Filmindeki Bazı Meselelere Dair Yorumlar

Kendimi film incelemek hatta izlemek konusunda yeterli biri olarak görmüyorum, gördüğümü de iddia etmiyorum zaten, bugüne kadar favori filmlerimi sorarsanız belki de bir filmseverin büyük bir hayal kırıklığına uğrayacağına hiç ama hiç şaşırmam. Çoğunlukla olayların izleyicisi olmak denen etkinliği sevsem bile bu filmlerdeki yorum olayı olmadan ve herhangi bir insan ile  film içinde bu konuyu tartışmadan filmleri pek izleyemiyorum(ki bu beni aynı zamanda içe kapanıklığı bile beceremeyen biri yapıyor doğal olarak :D). Bu yüzdendir filmlerle aram pek yoktur, büyük bir sessizlikle ve pür dikkat izlemek bir şeyi benim gibi dağınık kafaya göre değil. Ama şu son günlerde halaoğlu ile beraber izlediğim filmler ile toparlamaya başladığımı söyleyebilirim. Şimdilik sadece üç filmle ve sadece Nuri Bilge Ceylan'ın yapmış olduğu filmleri izliyoruz ve sanırım şu ana kadar beni en çok dikkatimi çeken filmi "Ahlat Ağacı" adlı filmidir. Zaten kendisi 3-4 defa bu filmi izlemiş biri olarak b...

Eve Geri Dönüş

  Bir akşam daha bitiyor, çalıştığım çalışmaya çalıştığım yeri kapayıp kendi kentime, kendi inşa edeceğim şahesere ve yıkımıma geri dönecektim. Şu hayatta benim en büyük bahaneme ve kurtarıcıma, belki beni çok azda olsa kurtarma ihtimali olan kurtarıcıma ve toplumla bir farkım olduğunu hissettiren bahaneme. Ama yolum karanlık, bir insanın 600 saniye içinde bu kadar karanlığı sığdırması büyük bir başarı sayılmalıydı. Her çıkışımda karşılaşıyorum onlarla, bana soru soruyorlar, sert sorular soruyorlar, isterseniz yer altı dünyasında beni yargılayacak yunan kralları veya ahiretteki sorgu melekleri veya saçımdan tutup beni tengri ile bir olmamı engelleyecek olan şeyler.  Bir merdivene oturuyorum, hep ben gittim onlara birazda onlar bana gelsin. Biri geldi bile, en zor soruyu sormaya başladı "ne yapacaksın?" çocukluğumdan, o olaydan beridir kendime sorduğum en büyük soru, ben bir kararlar silsilesi miyim yoksa başı olmayan sonuçlar silsilesi mi? Bütün ağlamalarım, bütün acılarım, b...